ÜRÜN KATEGORİLERİ
YENİ ÜRÜNLER

 



  
 
ÇOK GEZİLENLER
FUARLAR

  • JIS MIAMI SHOW JANUARY 2010 January 30 February 1 BOOTH # 215

  • GOLD İSTANBUL 2010 18-21 ŞUBAT 

  • NEWYORK 2010 KIŞ FUARI 28 ŞUBAT- 2 MART  

     

 

 


Nazar Boncuğu

   Cam ve cam işçiliği tarihi incelemeleri, camcılığın kaynağını Akdeniz ve çevresi olarak göstermektedir. Cam üretiminde kullanılan kum ve yakıldığında yüksek bir enerjisi olan çıralı çam odununun Akdeniz ülkelerinde bolca bulunması bu sonucu hazırlamıştır. Çeşitli arkeolojik bulgulara göre cam, MÖ 4000 yıllarından beri insanoğlu tarafından bilinmektedir. Zaman içerisinde bir çok aşama geçiren camı ilk Mısırlılar renklendirmiş, ziynet eşyalarından tabut yapımına kadar bir çok kullanım alanı oluşturmuşlardır. Avrupa ülkeleri de camı, önceleri işlenmiş biçimiyle aldıkları Mısır'dan öğrenmişlerdir.

  
Türklerde ise cam işçiliği Selçuklular döneminden itibaren görülmektedir. İstanbul'un fethedilmesinden sonra camcılığın merkezi bu kent olmuş, cam işçiliği de gün geçtikçe gelişmiştir. Anadolu'da camın ilk kez boncuk tasarımı içerisinde kullanımı, Mısır'dan İzmir'e gelen ustaların Kemeraltı'ndaki Arap Hanı'nda halhal ve boncuk bilezikler yapmalarıyla başlamıştır. Bu ustalardan öğrenilen boncuk üretimini Türkler, kendi gereksinimleri doğrultusunda, katır boncuğu tasarımıyla geliştirmişlerdir. Renkli camların ortaya çıkmasıyla da boncuğa göz koyulmaya başlanmıştır.
 

 

    Genellikle yuvarlak ya da oval şekildeki boncuk ocakları (furun-fırın), köyde bu işi bilen ustalar tarafından yapılır. Ocağın duvarları, düzeltilmiş zemin üzerine 12 sıra ateş tuğlası ve kil kullanılarak nal biçiminde örülür. Bu bölümün üzerinde yine ateş tuğlalarıyla pencere sayısına göre odalar bölünür. Ocağın tamamı kil ile sıvanır. Her gün 800 - 1000 derecelik ısı ile çalışan ocaklar, en çok bir yıl dayanır.Sadece çam odunu kullanılan ocağın ateş yakılan bölümüne kapı denir. Ocağın üstündeki, yarım kubbe biçimli kısmına tepe kapağı, boncuk işlendikten sonra soğumaya bırakıldığı bölüme kavara adı verilir. Ocak içerisinde erimiş camın alınması için açılan deliğe pencere denir.
 

    evil eye - nazar boncuğu           evil eye - nazar boncuğu

   Bir ocakta üç ile beş arasında değişen pencere bulunabilir. Boncuğun demir çubuk yardımıyla alındığı yere keler-kelerin adı verilir. Keler'de camların eridiği bölüme tava denir. Tavada bir kaç küçük bölüm bulunur. Buralara renkli camlar yerleştirilir. Tava içinde de mavi cam bulunur. Sındırgısıdır demiri, ocak üzerinde, ocağa yerleştirilmiş halde, pencere kenarında bulunur. Ustanın kelerde erimiş camı alıp biçimlendirmesi sırasında destek olarak kullandığı demirdir. Erimiş camın ocaktan alınması için asebe adı verilen çelik çubuk kullanılır. Yaklaşık 50 - 60 cm. uzunluğundadır. Uç bölümü inceltilmiştir.

Asebenin ucu cam macununa batırılır, sındırgısıdır demirinden destek alınarak döndürülüp top haline gelmesi sağlanır. Dışarı çıkarılan cam macunu ray demiri üzerinde, yassı bir demir olan merteke yardımıyla ezilir ve biçimlendirilir. Merteke 30 - 40 cm. uzunluğunda, 2 cm. genişliğindedir ve çelikten yapılmıştır. Biçimlendirilen boncuğa göz yerleştirmek için merdan adı verilen, asebeden daha ince çelik çubuk kullanılır.

  Nazar boncuğu yapılırken en çok mor renk kullanılır. Günümüzde kobalt ile elde edilen mor renk, kobalt bulunamadığında saf (çiğ) bakırın ateşte pişirilip cam macununa karıştırılması ile sağlanır. Mor rengi koyulaştırmak için rastık karıştırılır. Nazar boncuğu üretimi sırasında mor rengin yanı sıra, beyaz, sarı, yeşil, kahverengi ve kırmızı renkler kullanılır.
 

Beyaz opal denilen saf camdan elde edilir ve cam fabrikalarından alınır. Kahverengi, yeşil ve kırmızı renkler, aynı renkli şişe camlarından elde edilir. Yeşil renk için sarı oksit ile bakır oksit karışımı da kullanılabilir.


    evil eye - nazar boncuğu           evil eye - nazar boncuğu